Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1,81
BIST 96.604
%-0,02
Dolar 6,2476
%0,05
Euro 7,3044
%-0,05
Altın 241,87
- REKLAM -
REKLAM

Sonsuz Kış

28 defa okundu kategorisinde, 24 Tem 2017 - 15:06 tarihinde yayınlandı
Sonsuz Kış
- REKLAM -


Böylesine sıcak havalarda içinize karlar yağsın istedim, işte bu seferki köşe yazım sizlerle…

☁☁☁☁☁

Nereye gittiğini bilmeden sadece sorumluluklarından kaçmak istercesine adımlar atan ayaklarının altında eziliyor sert kar taneleri. Her bir adımda uzuyor yollar, uzadıkça artıyor gökten yere konan kar taneleri. Soğuk kokan havadan bedenini siper etmek için atkı takmışken insanların soğukluğundan ruhunu korumak için hiçbir çaba göstermemişsin; korumasız bir şekilde yürüyorsun beyaz kaldırım üzerinde.

Yıllarca yalnız yürüdüğün caddelerden bir kez daha tek başına geçiyorsun. Koskoca şehirde kimse tanımıyor seni, her şeye yabancısın. Sahip olduğun tek tanıdıklık heybendeki sahip oldukların ancak kendinden öylesine bi’habersin ki, neye sahip olduğunu bilmiyor ve farkında olmuyorsun.

Hayatın dalgasına kapılıp boğulan insanlara çarpıyor güçsüz omuzların, çığlıkların arasında duyulmuyor özür dolu fısıldayışların. Sadece yürüyorsun; zihninde sahip olduğun ne bir harita var ne de yüreğinde hayâllerin. Sanki gökyüzünden saçlarına iniş yapan kar taneleri ruhuna konuyor da üşütüyor içini, titriyorsun. Saatin yelkovanları yetişemiyor sorumluluklarından kaçan adımlarının hızına, geride kalıyorlar; böylece kendini kaybetmiş ve hiç bulmak istemezmişçesine yürürken saatleri deviriyorsun, öyle ki yalnızca göz boyayan güneşin batışına dahi şahitlik ediyorsun. İnsanlar birer birer gözden kayboluyor; artık sadece sen, sokaklar, halâ durmayan kar taneleri ve kimsesizlerin gündüzü olan gece var.

Durmadan yürüyorsun; sanki sen kaçtıkça kovalıyor kaçtıkların, kaçayım derken kaçırıyorsun bazı şeyleri, farkında olmuyorsun. ‘Bir alarm çalsa da güzel bir sabaha gözlerimi açsam, yüzümde bir gülümseme olsa.’ diye düşünüyorsun ancak o an hiçbir alarm çalmıyor, sen belki de yıllar önce daldığın rüyadan uyanamıyorsun. Kar taneleri kulaklarına doluyor; hayata sağır oluyorsun. Hayatını, kendini, amacını sorguluyorsun adımların kaldırımda dans ederken. Düşünüyorsun, saatlerce düşünüyorsun da tek bir cevap bulamıyorsun böylesine büyük bir dünyada nasıl olur da yıllardır tek bir arkadaşa sahip olmam diye.

Tüm kirlenmiş duygularını az önce yanından geçtiğin çöp konteynırında bırakıyorsun. İçerisinde bulunduğun sonsuz kış ruhunu dondururken artık bundan kurtulmak istiyorsun zira senin için bir kez olsun doğmadı güneş; her yeni bir günde bunun kırgınlığını taşıyorsun omuzlarında. Her şeyden vazgeçmek ve bu kışa bir son vermek istiyorsun, aldığın ilk ve son karardan tereddüt etmiyorsun zira kaybedeceğin hiçbir şeyin olmadığını düşünüyorsun. ‘Yaşayabildiğin’ ne bir hayatın var ne de anılarını paylaşabileceğin arkadaşın. Her şeyi tek başına yaşamaktan ve yön vermekten yoruluyorsun fakat kirpiklerine konan kar taneleri yüzünden görmüyorsun ardında bıraktığın zamanları, yaşanacak güzel anları, buzların altında kalmaktan soğumuş sevginin değerini bilecek insanları… Hiçbir şeyi düşünmeden kar tanelerini eze eze yürüyorsun. Her şeyden yoruluyorsun ama bir yürümekten yorulmuyorsun, sanki adımların onca yılın hıncını şimdi alıyor; onları durdurmuyor, intikâmlarını almasına izin veriyorsun.

Vazgeçmenin kıyısında gidip gelirken bir tren istasyonuna geliyorsun. Şafak söktü sökecek, hiç kimse yok neredeyse. Kar, tüm şehri kirden arındırmak istercesine halâ yağmaya devam ediyor, insanlar bu manzaradan habersiz evlerinde uyuyor; sen boğuluyorsun. Bir tren geliyor, içi neredeyse bomboş. Kısa bir bekleyişin ardından düdüğünü öttürerek istasyondan ayrılırken o sırada nefes nefese gelen ve treni kaçıran kadını görmüyor fakat sen görüyorsun kirpiklerin soğuktan tir tir titrerken. Kadın hüsranla bir banka çökerken saatlerce gidip geldiğin vazgeçmenin kıyısından usulca ayrılıyorsun. Anlıyorsun hayatın sadece kaçırılan trenlerden ibaret olduğunu ama aynı zamanda yılmadan bir başka treni beklemek olduğunu da.

Çöktüğün banktan kalkıyor ve rayların kenarına doğru yürüyorsun; saatin tam olduğunu belli eden ses istasyonda yankılanıyor. Ufuktan güneş doğmaya başlarken boynundaki atkıdan, ardından bedenindeki montundan kurtuluyorsun. Ayaklarını birkaç kez yere sertçe yere çarparak postallarındaki kar tanelerini soğuk zemine düşürüyorsun, tıpkı bu şekilde ruhunu sallıyor ve tüm ümitsizliklerden kurtuluyor, umut ile doluyorsun. Bu saate kadar umudu arayan iken bu saatten itibaren umudu bulan olduğunu kabulleniyorsun. Ansızın, hiç beklemediğin anda çıkmıştı karşına umut, halbu ki sen umudu aradığının bile farkında değilken. Avuçlarına umudu bırakan hiç tanımadığın kadına bakıyorsun, sabırlı bir sonraki treni bekliyor. Uzun zamandır gülmeyen dudakların sıcak bir gülümsemeyle kaplanıyor, acıtsa da soldurmuyorsun onu. Güneş kendini göstermeye başlarken tam yüzüne doğru vuruyor, gözlerini kapatıyor ve kirpiklerindeki kar tanelerinin erimesine izin veriyorsun. Gözlerini açtığında sonsuz kışına bir son verdirerek senin ilkbaharının ilk gününü selamlıyorsun. Gökten yağan kar tanelerini kiraz çiçekleri olarak hayal ediyor ve istasyonu terk etmek üzere yürüyorsun. Bir teşekkür cümlesi uçuyor bankta treni bekleyen kadına doğru, tıpkı caddelerde insanlara çarpıp özür dilediğin cümleler gibi bir fısıldayış oluyor bu da. Sahip olduğun kışın hatıralarını taşıyan kıyafetlerini ilkbahar günlerinin başladığı istasyonda bırakıyor, ince bir kazakla sokağa çıkıyorsun.

Büyük bir karanlık içinde kendinde kaybolarak yürüdüğün yolu, dönüşte bambaşka biri olarak adımlıyorsun. Yeni hayatının ilk dileği bu cümleler oluyor:

Son bulan sonsuz kışımın ardından ilkbahar günlerimde sevdiklerimle olur ve hiçbir treni onlara giden yolda kaçırmam.

☁☁☁☁☁

Hayatın sadece kaçırılan trenlerle dolu olduğunu unutmayın ve onların ardından keşkelerle dolu olan gözlerinizle bakmamak için dikkatli olun. Diliyorum ki sizin kışınız da çoktan bitmiş, bir ilkbahar gününde sevdiklerinizin yanındasınızdır. Eğer kışınıza bir son veremiyor iseniz biraz daha bekleyin, elbet kaçırdığınız bir tren sizi bambaşka istasyonlarda hiç beklemediğiniz anda karşılar.

24.07.2017
-Surua

Haber Editörü : Tüm Yazıları