Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,34
BIST 93.616
%0,27
Dolar 5,3338
%0,19
Euro 6,0913
%0,44
Altın 209,50
- REKLAM -
REKLAM

Gökyüzü Düştü

719 defa okundu kategorisinde, 05 Ağu 2018 - 23:07 tarihinde yayınlandı
Gökyüzü Düştü
- REKLAM -


Zaman ve mekân kavramını şehrinin sokak tabelalarından anılarının kırılmış tırnaklarıyla söken, hüviyetinin boş yerlerinde herhangi bir bilgi taşımayan çocuk; mimarının hayalleri olduğu şehrinin daha önce hiç karşılaşmadığı bir sokağında; ay ışığının titrek nefeslerinin dokunduğu yalnız bir bankta, kurumaya yüz tutmuş çiçeklerinin sevgisi ve yelkovanlarının her bir adımında yüreğinin kapısından dışarı bir adım atan yaşlı yolcusu ile birlikte bir şeyler beklemekteydi. Bir tren, bir saat çanı, sevilmeyi bekleyen bir kedi veyahut bunların çok dışında, daha kendi yansımasına bile itiraf edemediği bambaşka bir şey.

Dışarıdan karşısında gecenin dizlerine uzanmış deniz kadar durgun, gökyüzünden çalıp saçlarına taç yaptığı meftun yıldızlar kadar yaşam dolu görünüyordu ancak denizin içi kadar tufanlı, ruhundaki her şeyi alabora edecek kadar fevri; çil dolu yanaklarına gölge düşüren saçlarına konumlandırdığı kadar da sönüktü. Temelini alevleri titreten kararlı hisleri ve düşünceleriyle attığı şehrinde kendini o kadar kaybolmuş hissediyordu ki hayatının lügatını oluşturan kelimelerinin karşılarına yazabileceği anlamları taşımıyordu belki de ceplerinde. Kim bilebilirdi dalganan yakıcı kumsalda ritim tutarken hepsini denizde sektirdiğini? Geriye dönüp baktığında gözünde gittikçe büyüyen ve namütenahiliğe kucak açan yolda kendisini bekleyen adımlarını takip etse geri alabilir miydi denizin sıcak göğsünden yitip gitmiş anlamlarını?

Artık kendini bilmediğinden başka hiçbir şeyi bilmiyordu. Sadece bekliyordu; beklediklerinin gelmelerini, kendisini fark etmelerini ve göz bağlarını açarak artık gülümsemediğini görmelerini. Kimse/ hiçbir şey gelmedi. Bir zamanlar içinde şarkılar yankılanırken şimdi kulağında sessizliğin sağır edici sesiyle şehrinin merkezine, şehri yıkmaya gidiyordu. Temeli çürüyen yerde yaşamaya devam etmek en sevdiği şiirin son mısrasının tüm şiir kitaplarından kaldırılmasıyla eş değerdi gözünde. Belki yedi saniye, belki yedi saat veyahut yedi asır oturduğu bankta hayatının kayıp anlamlarının bir gün gelip ellerinden tutmasını bekleyemezdi. Yeni şehirler, yeni anlamlar yaratmak gerekiyordu kendine. Aynanın ardındakini değiştirmeli, kaybolacak yeni şiirler keşfetmeliydi. Kendine sabit bir durak bellemiş trenleri dost bellemeliydi, her gün bir başka yürekte duraklayan insanlarla değil ve en önemlisi söndürdüğü mumu yeniden yakabilecek güce sahip olduğunu artık kendine inandırmalıydı. Yıllarca kalbinin en nadide odasında ağırladığı yolcu zaman denize doğru aktığında ve denizin kuruyup güneş ve ayın temelli gökyüzünü terk ettiğinde, şehrin sokak kaldırımları teker teker patladığında, şehir tamamen yok olduğunda kalbinin kapısını ardından sertçe kapadı.

Gökyüzü düşmüştü artık, yeryüzü yükselebilirdi.

©Surua

05082018

Haber Editörü : Tüm Yazıları